Çinli yetkililer, borsanın son on yılın en kötü ayını yaşamasının ardından piyasayı istikrara kavuşturmak amacıyla 15 milyar dolarlık bir takas mekanizması da dahil olmak üzere kapsamlı tedbirler açıkladı.
Çin’in devasa hisse senedi piyasası, son on yılın en kötü aylık düşüşünü yaşadıktan sonra Pekin’den kapsamlı bir müdahale geldi. Ülke otoriteleri, piyasalardaki çalkantıyı durdurmak ve yatırımcı güvenini yeniden tesis etmek amacıyla bir dizi acil önlemi devreye soktu. SCMP tarafından aktarılan bilgilere göre, Çin Halk Bankası (), Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (CSRC) ve diğer finansal düzenleyicilerin ortaklaşa aldığı bu kararlar, piyasaya taze bir soluk getirmeyi amaçlıyor.
Açıklanan tedbirlerin başında, kurumsal yatırımcıların likit olmayan varlıklarını merkez bankası aracılığıyla likit varlıklarla takas etmelerine olanak tanıyacak 15 milyar dolarlık yeni bir takas (swap) mekanizması geliyor. Salı günü devreye girecek olan bu mekanizma, piyasaya doğrudan nakit akışı sağlayarak likidite sıkıntısını hafifletmeyi hedefliyor. Ayrıca, hisse geri alım kredileri için faiz oranlarında indirime gidilmesi ve kaldıraçlı işlemlere yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi gibi adımlar da paketin önemli bileşenleri arasında yer alıyor.
Bu koordineli eylem, geçtiğimiz ay yatırımcıları derinden sarsan ve borsanın son on yılın en sert aylık satış dalgasını yaşadığı bir dönemin ardından geldi. Pekin’de düzenlenen ortak bir toplantıda bir araya gelen yetkililer, hisse senedi piyasasını savunma konusundaki kararlılıklarını net bir şekilde ortaya koydu. Hükümetin bu adımları, piyasadaki panik havasını dağıtarak daha istikrarlı bir ortam yaratma çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Çin’in finansal otoritelerinin bu hızlı ve kararlı müdahalesi, sadece yerel piyasalar için değil, küresel ekonomi için de büyük önem taşıyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’deki piyasa istikrarsızlığı, uluslararası piyasalarda domino etkisi yaratma potansiyeline sahip. Bu yeni önlemlerle, Pekin’in hem iç piyasadaki yatırımcıların endişelerini gidermeyi hem de küresel yatırımcıların Çin ekonomisine olan güvenini pekiştirmeyi amaçladığı düşünülüyor.